Yaşasın Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü!
ÖFKELİYİZ, YASTAYIZ! FEMİNİST İSYANIMIZLA, KADIN DAYANIŞMASINI ÖRÜYOR, YAŞAMI YEN..
ÖFKELİYİZ, YASTAYIZ!
FEMİNİST İSYANIMIZLA, KADIN DAYANIŞMASINI ÖRÜYOR, YAŞAMI YENİDEN KURUYORUZ!
Yüzyıllardır kadınların dayanışma ve mücadeleyi örgütlediği, renkleriyle, sözleriyle bir araya geldiği, baskıya, sömürüye, eşitsizliğe, ataerkiye, erkek-devlet şiddetine, kadın katliamlarına karşı isyanını eyleme dönüştürdüğü “8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü” hazırlıklarımız devam ederken 6 Şubat 2023 tarihinde Maraş merkezli, 11 ilimizi etkileyen iki büyük deprem yaşadık. Yaralarımızı sarmaya dayanışmamızı örmeye çabalarken 20 Şubat günü Hatay merkezli bir depremle yeniden sarsıldık.
Bir doğa olayını katliama çeviren bu ataerkil kapitalist düzenden hesap soracağız!
Kapitalist ataerkinin rantı önceleyen insanı ve doğayı hiçe sayan politikaları bir doğa olayı olan depremi felakete çevirdi. Resmi rakamlara göre 50 bin insanımız yaşamını yitirdi. Sevdiklerinden, bizlerden koparıldı. Yüzbinlerce insanımız yaralı, milyonlarcası evsiz. Depremin etkili olduğu coğrafyalarda yaşayan insanlarımız başta olmak üzere hepimiz çok ağır bir travmayla karşı karşıyayız. Bu kapsamda depremde hayatını kaybeden tüm insanlarımızın yakınlarına baş sağlığı, yararlılara acil şifalar diliyoruz. Yaşanan acı ve yıkımı yüreğimizde hissediyoruz. Ancak bu kadarla bırakmıyor tüm sorumlular yargı önünde hesap verinceye kadar mücadele edeceğimizi ifade ediyoruz.
Kızılay çadırlarını satıp insanlarımızı kaderlerine terk edenleri unutmayacak, affetmeyeceğiz!
Tarihin tüm dönemlerinde ekonomik ve toplumsal krizlerden en fazla etkilenenler yoksullar, kadınlar, LGBT+ bireyler, göçmenler, çocuklar gibi dezavantajlı durumda olanlardır. Başta saray rejiminin kapitalist politikaları olmak üzere, sermayenin, kentsel rantın, liyakatsizliğin, insan hayatını hiçe sayan imar uygulamalarının sebep olduğu bu büyük yıkımın sonuçları, zaten yoksulluk kıskacında, etnik ve dinsel olarak ayrımcılığa uğrayan, bölgesel eşitsizliğe, savaşa, emek sömürüsüne ve ataerkil şiddete en çok maruz kalan kadınları daha da derinden etkilemiş ve etkilemektedir. Tüm bu yaşanan olumsuzluklara karşı bir önlem alınmasını bırakın Kızılay’ın çadırları para karşılığında satılmakta insanlarımız kaderine terk edilmektedir.
Gericiliğe ve karanlığa teslim olmayacağız!
Enkaza dönen kentlerden sağ kurtulabilen, yakınlarını kaybetmenin ağır travmasını yaşayan kadınlar güvenlik endişesi içinde yaşamakta iken iktidar ve kurumları deprem ortamında dahi kadınlara ve çocuklara reva gördüğü gerici politikalarını uygulamaktan geri durmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, “depremzede çocukları evlat edinenle evlenme engeli bulunmadığına” dair tecavüz ve istismarı meşrulaştıran fetvalar verirken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kimsesiz kalan çocukları yurtlarda ve okullarda adları taciz, tecavüz, istismar ve şiddet ile anılan tarikat ve cemaatlere teslim etmekten utanmamaktadır.
Bu baskıcı ve çürümüş düzene karşı kadın mücadelemizi ve dayanışmayı yükselteceğimize söz veriyoruz!
Türkiye Dünya’da kadın işsizlik oranının en yüksek, kadın yoksulluğunun en fazla ve kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden biriyken deprem ile birlikte bu durum daha da derinleşmiştir. Mevcut durum toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle de birleşince önümüzdeki sürecin kadınlar açısından yaşamın her alanında güvencesizliği, bakım yükünü, şiddeti arttıracağı aşikârdır. Neredeyse her gün bir kadının katledildiği, LGBTİ+ bireylerin her türlü şiddete maruz bırakıldığı, haklarını savunanların cezaevlerinde rehin tutulduğu, kadın emeğinin rekabetçi, güvencesiz, esnek ekonomi politikaları dayatılarak sömürüldüğü, kadınların hukuksal haklarının gasp edildiği, kadını sadece aile ile tanımlayan, onu toplumsal alandan dışlayan gerici-ataerkil politikaların dayatıldığı, kadını güçsüzleştiren ve erkek şiddetine karşı savunmasız bırakmayı amaçlayan bu baskıcı ve çürümüş düzene karşı kadın mücadelemizi yükselteceğimizin sözünü veriyoruz.
Öfkemizle, isyanımızla kadın dayanışmasını örüyor ve yaşamı yeniden kuruyoruz!
Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü olan 8 Mart’a, bu yıl, etkilerinin hala sürdüğü ve uzun yıllar da sürmeye devam edecek bu depremlerin ağırlığıyla, yaşamlarımızın iktidar ve sermaye nezdinde hiçbir şey ifade etmediğinin bilinci ve öfkesiyle giriyoruz! Bu gerçeklik bizlere daha fazla örgütlenme, daha fazla mücadele etme ve daha fazla dayanışma sorumluluğu yüklüyor. Bu sorumluluktan hareketle; depremden etkilenen kadınların ihtiyaçlarını rahatça ifade edemediklerini de gözeterek, deprem bölgelerinde KESK Kadın Koordinasyon alanlarında çok yönlü bir çalışma hayata geçirilerek 2-5 Mart tarihlerinde Hatay, İskenderun, Adıyaman, Pazarcık/Narlı, İslahiye, Malatya’da kadından kadına dayanışmayı ördük ve örmeye devam edeceğiz. 8 Mart’ta, ülkenin dört bir yanında haklarımız, hayatlarımız, taleplerimiz için “Öfkemizle İsyanımızla Kadın Dayanışmasını Örüyor Yaşamı Yeniden Kuruyoruz!” şiarıyla alanlarda olacağız.
Taleplerimiz;
• Deprem bölgesindeki kadınların ve LGBTİ+ bireylerin can güvenliği sağlanmalı, barınma ve sağlık koşulları iyileştirilmelidir.
• Deprem sebebi ile artan kadın işsizliğini azaltacak istihdam politikaları hızla hayata geçirilmelidir.
• İstanbul Sözleşmesine tekrar imza atılmalı ve 6284 sayılı Yasa etkin bir şekilde uygulanmalıdır.
• ILO 190 Sayılı Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi imzalanmalıdır.
• Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli, kadın istihdamında tek seçenekmiş gibi sunulan esnek-güvencesiz ve kayıt dışı çalıştırmaya son verilmeli, güvenceli iş, güvenli yaşam koşulları sağlanmalı, iş yaşamında şiddet, taciz ve mobbing son bulmalı, yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyetin hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
• Medeni Yasa değişikliği ve nafaka hakkının gaspına yönelik yasa tasarısı geri çekilmelidir.
• Kadınlar regl döneminde en az iki gün ücretli izinli sayılmalıdır.
• 8 Mart kadınlar için ücretli izin günü sayılmalıdır.
Yaşasın Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü!
Yaşasın 8 Mart!
Anahtar Kelimeler: