Bu kadim topraklarda kadınlar duygularını dile getirmek için bedenlerine tarihi nakşetmişler ve bunun adına da “Deq” demişler. Deq bir çeşit dövmedir. Diğer adıyla kürt dövmesi. Deq yapan
kadına “Dekkake” yaptıran kadına “Medkuke” demişler. Deq’i diğer dövmelerden ayıran en belirgin özellik ise, yeni kız çocuğu doğurmuş bir ananenin sütü ile yapılmasıdır. İnanışa göre busayede yara daha çabuk iyileşir. Süt temin edildikten sonra, kadınların yemek yaptıkları tencerenin altındaki is ile karıştırılır. “Kadın Kadının Yurdudur” deriz ya şimdilerde oysaki binlerce yıllık geleneğin altında da yine bu gerçeklik çıkıveriyor karşımıza. Kız çocuğu doğuran annenin sütü ile yine bir kadının yaktığı ateşin isi birleşip başka bir kadının isyanı için tenine imza atıyor. Neden erkek çocuk doğurmuş anne değil de kız çocuğu? kadının kadına şifa olabileceği o tarihten günümüze denenerek gelmiş olsa gerek. Peki bu kadınlar neyi nakşetmiş bedenlerine?Ruhlarına işlenen acılarını, haksızlığa karşı itirazlarını, beklentilerini, isyanlarını ve daha birçok söylenemeyenleri resmetmişler. Binlerce yıllık kadın mücadelesini sessiz bir çığlık gibi bedden bedene taşımışlar. Bu isyanı bir varoluş biçimi olarak motiflerle ruhlarından bedenlerine inen bir tarihi yapıt gibi taşımışlar günümüze.Deq motifleri ve anlamları kişiden kişiye yöreden yöreye etnik kökenden diğerine değişse de bedende kültürel kodların taşıyıcısı olarak ölümsüzleşmiştir. Deqler genellikle vücudun açık kalan en görünür yerlerine bir özgürlük manifestosu gibi işlenmiş. Yüz, el üstü, avuç içi, kollar, boyun, dudak, çene, alın, ayak bileklerine nakşedilmiş.

En çok kullanılan desen güneş motifi Mezopotamya için güneşin kutsallığından alınmış, yaşam ve gücün simgesi olarak. Taç motifi ise liderlik, asalet ve dürüstlüğü temsil etmiş. En acı veren motif ise “redhamiyet” motifidir ki kadının bedenine istenmeden dokunulmasına karşı protesto olarak ortaya çıkmış en acı verici motiftir. İslamiyet’ten önce köle pazarında bir erkeğin bir kadını zorla öpmesini protesto etmek ve erkeklere itici gelmek için kadınlar tarafından alt dudaklarına yaptıkları desendir. Boyundan göğse inen hayat ağacı motifinin ise ana tanrı-
ça inanışından kaynaklandığı araştırmalarda ortaya çıkan bir başka iddia. Buna göre motif annenin doğurganlığını, ceninin gelişim evrelerini ve nihayet hayat ve ölümü imgeliyor ve kadına yaşamın kaynağı misyonunu yüklüyor. Bu deq sembollerinin en dikkat çekicilerinden biri de avuç içine yapılan üç nokta desenidir. Kadınlar kocaları üzerine kuma getirmesin ya da kendileri
kuma gitmesin düşüncesiyle evlenmeden önce sol avuç içlerine üç nokta motifi yapmışlar. Görüyoruz ki binlerce yılın kadın isyanı, var olma mücadelesi mutlaka bir şekilde dile gelmiş.
Sessiz bir çığlık olan “Deq” den tüm dünyayı saran “Jin Jiyan Azadi” felsefesine uzanan gür bir sestir artık kadın mücadelesi. Alt dudağına protesto amaçlı Deq yapan ana tanrıçaların to-
runları “Jin Jiyan Azadi” çığlıkları ile oradan aldıkları isyan ruhunu hem etnik hem de cinsiyet temelli baskılara karşı direnişlerinin köklerine yansıttı. Bu isyan, sadece Kürt kadınlarının değil aynı zamanda tüm dünya kadınlarının mücadelesinin ortak ruhunu, feminist belleğini taşıyan güçlü bir haykırışa dönüştü. Ortadoğu’da zorla siyah çarşaflara sokulmak istenen kadınlar, İŞID çetelerine karşı amansız bir direniş sergileyerek demokratik ve özgür bir toplumun inşasının önemli mimarlarından oldular. Rakka’daki kadınların Rojavalı kadınlar tarafından kurtarıldıklarında siyah çarşaflarını çıkarıp ateşe verdiklerine tüm dünya tanıklık etti. Yüzyıllar öncesine dayanan kadın mücadele ruhu biçim değiştirse de giderek sessiz bir çığlıktan tüm dünya kadınlarının hep bir ağızdan söylediği melodiye dönüştü. Kadınların ortak mücadelesi, kadınların kolektif gücü patriarkal sistemin dayattığı sınırları aşarak özgürlüğe kanat çırpan kelebekler misali tel örgüleri aştı. Kadına yakışan tek rengin siyah olduğunu düşünen erkek egemen sisteme karşı ruhumuzda rengarenk çiçek bahçeleri açan kadın mücadelesi ortak mücadele ve dayanışmayla güçlendi. Her çağda söyleyecek sözü, itirazı, isyanı olan kadınlar; saçının telinden hayatlarına kadar savaşmaya devam edecek. Çektiğimiz acıları unutmayacağız. Dünyanın neresinde olursa olsun bir kadına yapılanı kendimize yapılmış sayacağız. Kimi zaman 1857’de New York’ta bir tekstil atölyesinde eşitlik mücadelesi için yakılan kadın işçi, kimi zaman Şengal’de örgülerini kesip uçurum-
dan atlayan Ezidi bir kadın, kimi zaman Rakka’da köle pazarında kara çarşafa sokulan cariye olmaya zorlanan kadın, kimi zaman İran’da Jina olup işkence göreceğiz, kimi zaman Pınar Gültekin olup yakılıp varile konulacağız, kimi zaman Narin, kimi zaman Gülistan, kimi zaman Rojin olup faili meçhul olacağız. Kız kardeşlerimize yapılanları unutmayacağız. Katillerimizi affetmeyeceğiz. Dün bedenine “DEQ” işleyip isyan bayrağını açan ana tanrıçalardan devraldığımız mücadeleyi bugün “Jin Jiyan Azadi” diyerek tüm dünyaya yaymaya devam edeceğiz, isyan bayrağını yere indirmeden kadınların birleşik mücadelesi ve dayanışmasıyla yarına çok daha büyük devredeceğiz.

Pınar AYDIN
YAPI YOL SEN Merkez Kadın Sekreteri

İSYANIN DİLİ DEQ’DEN
JİN JİYAN AZADİ’YE

 

Anahtar Kelimeler:Merkez Kadın Sekreterimiz Pınar Aydın